cengiz さんのプロフィールCENGİZ ÇETİK'İN SEÇKİN P...フォトブログリストその他 ツール ヘルプ

ブログ


8月6日

Yüreğim Acıyor, Kanıyor Yüreğim

Gülüm

İçten kanatan, acıtan, yıkan

Elimdeki gülün dikeni değil

Yüreğimdeki aşk gülünün dikeniydi

……………..Bil ki

…………….. O gül, sendin

 

Elimdeki yara kapanır bir gün

Kapanır da

Yüreğimdeki yara nasıl kapanır

……………… Bilir misin?

Kapanmayan tek yara

………….. Yürek yarasıdır

Yüreğin bir gün kanadığında

Anlarsın gülüm

 

Yüreğim bugün

Sağanak yağmurlar altında

Söndürmeye çalıştı

 İçimdeki, sönmeyen yangınını

 

Dalından sararıp düşen yaprağın

 Yüreğimde, alev alev yanarken

Aşkınla/ içimde eriyen

Umutsuz hayalim oldun

Dumanlara karışıp giden

 

Senin yüzünden

Yüreğim kanıyor bugün, yüreğim

Söz dinlemeyen, arsız yüreğim

Acıyor, acıtıyor tüm bedenimi

Sızılarım beynimi kemiriyor

Bitmiyor, gitmiyor, dinmiyor

 

Tanrım

Nedir bu içimdeki, aşk yaraları

Kapat, tüm kapanmayanları 

 

Sevmeyeceğim bugün

.. Sevmem gereken tüm güzellikleri

… Senin sevdiğin gülümsemeleri

…… Seni hatırlatan ne varsa hepsini

……….Hepsini sileceğim yüreğimden, silebilirsem eğer…

 

Cengiz ÇETİK -06.08.2009- Finike

7月3日

Sevgi Binası Yüreğimde

Gün oldu

Sevgi binasını ördün, aylarca

İçime girerek, sevgi ışığı gözlerinle

Kalbimin duvarına, aşkın harcını sıvadın

Kirecinle yaktın, çimentonla yapıştın

Mastar çektin, bozuk geçen günlerime

İçimdeki acılarımı, sünger gibi aldın

Sonrada süpürdün, ne varsa yaşadıklarımı

……..…..Sevgi binası yüreğinle, hayat veren ışığınla

 

Gün oldu

Sevgi ışığı gözlerin sönüp, soğukluğun düşünce

Göz göz oldu kumlar, inci tanesi sanan kalbimde

Çatladı, susuz kalan sevgi binamın duvarları, depreminle

Giderken, yaptığın gibi yıktın aşkımın binasını, sözlerinle

Viraneye çevirdin her tarafımı; hareketlerinle, sevgisiz gözlerinle

Bir sevgi ışığına hasret kaldı bedenim, ölü şehrin binasında

Son nefesimi bekleyen leş kargaları pençelerini açtı, iştahla

…...................……  Ve öldü aşkım yıkıntılar altında, yavaş yavaş

 

Cengiz Çetik- 03.07.09- Finike

1月4日

Nedir Aşkı, Aşk Yapan?

 
Nedir aşk? Sevdiğinin tüm hatalarına kör olmak mıdır? Baktığın her yerde onu görmek midir? Yoksa bir an yüreğinle; düş görmek, hayal dünyasına kendini bırakmak mıdır aşk? Alışkanlık, tiryakilik midir aşk, hergün içinde hissettiren? Özlemek, hasret duymak, acı çekmek midir aşk, hayata bakış açısını bir anda değiştiren?

Aşk; aşkı yaşayanlar için; her şey, yaşamayanlar için; hiçbir şey midir? Aşksız bir yaşam; ölü, tatsız, kuru bir yaşam mıdır?

Aşk, farkındalığın farkına varmak mıdır? Yoksa farkındalığın içinde kaybolmak mıdır?

Aşk; bir ağaç gibi yaşamak mıdır? Ya da bir ormancı, inşaatçı, çaycı veya bir çocuğun bakışı gibi, bakmak mıdır aşk? Belki de hepsini içinde yaşatmaktır, gerçek aşk.

Aşk, bir ağaç gibi yaşamaktır. Çeşit çeşit ağaçlar gibi, aşklarda çeşit çeşit doğar. Kiminin, kavak ağacı gibidir aşkı; mevsimden mevsime yaşar. Bahar gelince açılan yapraklar gibi açılır, güz gelince, sararıp dökülen yapraklar gibi söner aşkı. Kiminin aşkı, çam ağacı gibidir; hiç bitmez, hergün yeniler aşk yapraklarını. Yeşildir her mevsim, içindeki aşk gibi. Kiminin aşkı ise bir çınar gibidir. Bir ömür boyu sürer gider, içindeki aşk rüzgârı.

Nazik, hassas olur, aşk dalları. Kırıldımı gövdesinden bir dal, içinden bir parça kopar gider, gözyaşları arasında. Eğildimi gövdesi, direnç gösterir doğrulmak için yaşama. Bazen de küser hayata; yıkılır bir anda tüm duyguları, çıkarır köklerini dışarıya yok olmayı göze alarak.

Aşka nasıl bakarsan öyle şekillenir; gözlerinde, ellerinde, beyninde ve yüreğinde. Onu, nasıl canlandırırsan, öyle yaşarsın hayatın her karesi içinde.

Çay tiryakisinin aşkı da başkadır. Bir şeker, bir sıcak su, bir çay değildir; onu çeken. Kaynayan suda demlenmiş çayın; bardaktan yudum yudum içilirken, damakta bıraktığı tattır; onu mest eden.

Bu örnekleri o kadar çoğaltabiliriz ki; okyanusun içindeki güzellikleri, tek tek sayarak bitmesini beklemek gibi, sonu gelmez çeşitleri. Her bir güzelliğin içinde kaybolur gider, farklı bir aşk. Bazen yansımaların, serapların aldatıcılığına kapılır; unuturuz birden gerçeğin ne olduğunu. Uyandığımızda ise, çoğu zaman acı çekeriz yüreğimizin en derininde.

Aşk, aşka nasıl bakarsan, öyledir yüreğinde. Bazen, rüzgârın savurduğu kuru bir dalın, gittiği yerdeki, hırçınlığında gizlidir aşk. Bazense, duru bir dere üzerinde yüzen dalın, durgunluğunda gizlidir aşk. Yaşanır gider, yaşanan yürekte yine de aşk.

Gökkuşağının kırmızısında, mavisinde, sarısında bulur, bazen aşkı. Bazense tüm renklerin büyüleyici, renk kuşağında yakalar aşkı. Aşk öyle bir duygudur ki; her tarifin içine sığar, her sorunun, her yanıtın içine girer. Anlatılamaz çoğu kere aşk; sadece yaşarsın o anı; her hücrenin titreşimini, elektriğini bedeninde hissederek.

Bir bakıştır bazen, başlangıca konan. Bir sözdür bazen, ilk adımı attıran. Bir harekettir bazen, sinyali veren. Bir titreşimdir bazen, yüreğinde hissettiren. Bir dokunmadır bazen bedeninde, elektriklenmeyle kendini fark ettiren. Ama hepsinden önemlisi; hepsini içinde yaşatabilmektir; aşkı aşk yapan. Bir bakış, bir söz, bir hareket, bir titreşim veya beyinde hissedilenlerin bütünüdür, belki de gerçek olan aşk.

Aşk, yeri geldiğinde acı çekmek, gözyaşı dökmektir. Yeri geldiğinde, mutluluktan göklere uçmaktır. Aşk; bir elmanın yarısı olmak değil; o iki yarımla bütünleşmektir belki de.

Ne olursa olsun aşk, güzeldir her şeye rağmen; saflığıyla, temizliğiyle yüreğinde hissedenler için.

Aşk, yine de güzeldir; aşkı, aşk yapan yüreğiyle sevmesini bilenler için. Yine de güzeldir aşk, aşkla bakmasını bilenler için.

Adı ne olursa olsun; içinde yaşattığın güzel duyguyu, sevgiyle besle ki; o, günü geldiğinde ödüllendirsin; sevgisiyle, aşkıyla seni…

Cengiz ÇETİK. 23.12.2007-Finike…
 
NOT: BU YAZIYI YAZARKEN ÖYLE BİR DUYGU SELİ İÇİNDE YAZDIM Kİ BEN BİLE İNANMAYA BAŞLAMIŞTIM. UYUYORDUM. DÜŞTEYDİM SANKİ ŞİMDİ İSE GERÇEK AŞK DİYE BİRŞEY YOK DİYE DÜŞÜNÜYORUM.YA DA BEN BU DUYGUYU BİR TÜRLÜ YAKALAYAMADIM. TAM YAKALADIĞIMI SANDIĞIM AN. YANILDIĞIMI ANLIYORUM. VE GERİYE DÖNÜP, OLDUĞUM YERDE DÖNÜP DURUYORUM. SİZ BANA BAKMAYIN. SİZ YAKALAYIN GERÇEK AŞKI  DİLERİM HAYATTA , SİZ  O DUYGUYU HİSSEDEREK  YAŞARSINIZ. BEN HAYALLERİMDE YAŞAYAN BİR TUTKUNUN İÇİNDE YAŞAR GİDERİM. ŞİİRLERİMDE VE YAZILARIMDA TESELLİ BULUR GİDERİM. HAYAT DEDİĞİN NEDİR Kİ BİR BAKMIŞSIN BİTMİŞ.  EĞER BİR GÜN YÜREĞİM KAPILIR GİDERSE BİR RÜZGARA, ARDIMA BİLE DÖNMEDEN , BİR RÜZGAR İÇİNDE SAVRULUP GİDERİM BURALARDAN.SEVGİYLE KALIN. SEVGİ YÜREĞİNİZ SOLMASIN, HEP GÜLSÜN GÜLEN GÖZLERİNİZ GÜLÜMSEYİN. GÜLÜMSEYİN. GÜLÜMSEYİN...CENGİZ SEÇGİN ÇETİK
4月1日

AŞKA DAİR NE VARSA İÇİNDE TUTKULARIN İÇİNDE

Çocukken çok hayal kurardım. Hayallerimle avunurdum. İlk aşkımda hayallerim de canlandırdığım biri olmuştur. Belki bir televizyonda gördüğüm, belki de sokakta gördüğüm birinden etkilenmişimdir, bilemiyorum. Ama ben, hep onlarla kendi yalnızlığımı unutmaya çalışmışımdır. Bazen rüyalarıma girmiş, doldurmuştur tüm düşlerimi…
 Her hayalimden ayrıldığımda da onu özleyip, yeniden varlığını yanımda istemişimdir. Bakın, yine canlandı; o duygularım birden;
  Hayalimdeki kız, biliyorum, daha yeni ayrıldık seninle. Özledim bile, şimdiden seni. Ne yapayım? Sanki bu kalbim seninle yaşıyor. Tükenmiyor sevgin, çoğalıyor; gün geçtikçe içimde...
      Duygularımı anlatmaya sözcükler yetersiz kalıyor, inan gülüm inan. Seninleyken bile, seni özlüyorsam, düşün; sen olmadan hissettiğim, yaşadığım duygularımı. Düşünemiyorum ben, düşüncelerim durdu birden. Sen yokken, şu dünyada, yapayalnız  yaşayacağım günlerimi. Bu sana aşırı düşkünlüğümün, bir adı olmalı. Ama ne? Adı ne olursa olsun, sevmiyorum şu dünyada sensiz; yapayalnız yaşamayı…
 
      Kokunu, tenini, sesini, yüreğini hissetmeliyim; taa derinden.
Tatlı esen, hafif bir rüzgârın sesinde duymalıyım; nefesini. Senin gözlerinde gördüğüm o eşsiz dünyanın içine girmek istiyorum. Tüm tutkularımı aşarak, yaşamak istiyorum seninle.
Yüreğim de sen bir fırtına oldun, aldın götürdün beni uçsuz bucaksız duygular diyarına. Bu esen fırtına; ne Konya, ne Antalya ne de dünyanın başka bir yerindedir. Yüreğimden esen fırtına seli, sensin sen.
Biliyorum, benimkisi delicesine bir aşk. Sonu yok. Yine de seni sevmekten kendimi alamıyorum. Ne yapsam? Bu delicesine, sana hasta olan yüreğimin tedavisi, sensiz nasıl olacak? Bilemiyorum. Sensiz bir tedaviyi yüreğim nasıl kabul eder? Düşünemiyorum…
      Aşk da bir serüven tadında yaşanmalı. Hem de ne olursa olsun yaşanmalı. Keyifle, zevkle, mutlulukla, sorarak, sorgulayarak, sevişerek, öğrenerek ve öğreterek yaşamalı hayatı. Yaşamın özünü, ruhunda hissederek yaşamalı. Hem de derinden. Anlıyor musun?
      Sen, sen benim; hem aşk, hem de yaşama kaynağımsın. Anlıyor musun? Duyuyor musun? Hissediyor musun? Seninle yaşamak istiyorum, ömrümün geri kalanını. Yaşanacak ne varsa hayatımda, hepsini seninle yaşamak istiyorum.  Ya sen, beni istiyor musun? Benim istediğim kadar? Ya sen, seviyor musun? Benim sevdiğim kadar. Açıyor musun yüreğinin kapılarını bana?
 Ormanın vahşi güzelliği içinde, denizin kenarında kumsalda veya yemyeşil çimlerin üstünde yalınayak, elele yürümek. Yalnız seninle yürümek istiyorum. Kumsala seninle uzanıp, yıldızları seyretmek istiyorum. Ve gül bahçemin içinde; tek gül olarak yaşamanı istiyorum.
      Severim yazı ama kışı da unutamam. Elbette, bu günü yaşarken geçmişi de silemem. Sonbaharda esen rüzgârlı bir havada, titreyen vücutlarımızı sarılarak ısıtmak, ne güzel olurdu. Ve sevgilim sevişmek, hem de ölesiye sevişmek. Bir tende eriyip kaybolana kadar derinden hissetmek istiyorum. Her gün yeniden doğan güneş gibi; yeniden,yeniden, yeniden...
      Her şey bizim elimizde. Daha çok geç değil. Çok geç kalmadan gel. Ne kadar çok kullanırsak, o kadar uzun olacak hayatımız. Giderken bu dünyadan dolu dolu yaşadıklarımızı bırakalım. Ne dersin bu isyankâr ruhumla beni kabul edip, benimle bir ömür boyu yaşar mısın? Öyleyse haydi çık düşlerimden, sislerin ardından gel. Yeter artık, çık düşlerimden gerçek ol. Yaşayalım hayatımızı. Yoksa sen yanımdasın da ben mi körüm? Göremiyorum seni. Burnumun dibinde duran, sen misin yoksa? O, sen misin hayallerim de gördüğüm sevgilim? Eğer sensen, o düşlerimden çıkmayan. İster misin,  kalan ömrümüzü paylaşalım seninle?
      Bütün zevkleri doya doya yaşayarak...

Cengiz ÇETİK-2002